Yenilenemeyen enerji kaynakları hızla tükeniyor. Petrol, doÄŸalgaz ve kömür rezervleri bundan sadece birkaç on yıl içinde dünya ihtiyacını karşılayamayacak kadar azalacaklar. Ayrıca fosil yakıtlardan çıkan CO2 (karbondioksit) sera etkisine ve dolayısıyla buzulların erimesine, doÄŸal dengenin deÄŸiÅŸmesine sebep olmakta. DiÄŸer yandan nükleer enerji santralleri çevre kirliliÄŸi ve barındırdıkları “felaket” potansiyeli nedeniyle güven vermiyor. BiliÅŸim firmaları da tehlikenin farkında. Var olanları biraz daha verimli ve tasarruflu kullanabilmek amacıyla donanım bileÅŸenlerinin ve elektronik aygıtların tükettikleri enerji giderek artan bir ivmeyle azaltılıyor (ekran kartlarını bu listenin dışında tutalım
). Yalnız er ya da geç elimizdeki kaynaklar tükenecek. Peki ya ondan sonrası?

Yenilenebilir enerji kaynakları bu konuda imdada yetiÅŸiyor. Barajlardaki hidroelektirk santraller akarsuları bol olan ve daÄŸlık bölgeler için bulunmaz bir nimet. Ülkemiz bu hususta avantajlı. Yalnız dünyanın büyük bir çoÄŸunluÄŸunun böyle bir imkanı bulunmuyor. Dolayısıyla hidroelektrik santralleri de tek başına yeterli deÄŸil. DiÄŸer yandan rüzgar ve güneÅŸ enerjisi açığı karşılayabilir. Bu “sonsuz” enerji kaynaklarının da aslında bazı dezavantajları (çok düşük verim, kurulum maliyetleri vs.) mevcut ancak bunların artık göz ardı edilmesi, yani mümkün olduÄŸunca çok yararlanılması gerekiyor. Güzel yurdumuz rüzgar ve güneÅŸ enerjisi bakımından da son derece avantajlı. Buraya dikkat çekmek istiyoruz. Avrupa’da en fazla güneÅŸ alan ülkelerden biriyiz, hatta belki en fazla güneÅŸi bizim topraklarımız görüyor. Fakat ne yazık ki güneÅŸ enerjisinden en fazla yılın büyük bir bölümünde kapalı hava ve yağış görülen kuzey Avrupa ülkeleri yararlanıyor. Almanya çoÄŸu sektörde olduÄŸu gibi bu sektörde de Avrupa’nın bir numarası. Dünyanın en büyük dört solar santrali ise İspanya’da bulunuyor ve bunların da en büyüğü tam 23 MW elektrik enerjisi üretiyor. Yetkililerimizin bu konuya mutlaka eÄŸilmesi ve bu büyük potansiyelin deÄŸerlendirilmesi gerekiyor çünkü elektriÄŸimizin %80′inin yurtdışından ithal edilmesi son derece üzücü ve düşündürücü bir durum. Rusya doÄŸalgazı keserse karanlıkta kalabiliriz.

Neyse iÅŸin hikaye kısmını bir kenara bırakalım ve haberimize geçelim. Japonya’dan Sakai, Kansai Electric Power Co ve Sharp Co. ortaklığı bu hafta yaptığı açıklamada iki tane dev solar santral kurma konusunda anlaÅŸtıklarını söylediler. Yeni santraller 8 milyonluk nüfusuyla Japonya’nın en kalabalık ÅŸehirlerinden birisi olan Osaka’da kurulacak.
Sharp solar enerji alanında lider firmalardan bir tanesi. Şirket her kullanım alanı için solar hücre ve paneller üretmekte (kullandığınız hesap makinelerindekiler dahil). Ayrıca Sharp ışık geçirme oranını çok büyük oranda arttıran ve kızaran cam (glowing glass) adı verilen panellerin üretimini de yapıyor.
Üretilecek solar santrallerden ilki Osaka’ya 10 MW elektrik verecek. İkinci santralin (dünyanın en büyük beÅŸinci güneÅŸ santrali) ise 18 MW elektrik üreteceÄŸi öngörülmekte. Yani, santrallerin ikisi beraber çalıştığı zaman tam 28 MW elektrik üretiliyor olacak.
Japonlar, bu temiz enerji kaynaklarına geçtikten sonra CO2 emisyonunun yıllık 10,000 ton azalmasını umuyorlar. İlk solar santralin inşasına yakında başlanacak. 2010 yılında ise iki santral birden çalışır durumda olacak.
Yakın gelecekte dünya üzerinde iki büyük güneÅŸ santrali daha yapılacak. Portekiz (Moura), 62 MW‘lık santralini 2010 yılında tamamlayacak. Almanya’nın en büyük santrali ise Muldentalkreis’de (40 MW) kurulacak ve 2009 yılında çalışmaya baÅŸlayacak. Ancak üretilen güç bakımından rekor Avustralya’nın olabilir: Midura/Swan Hill bölgesinde tam 154 MW‘lık bir güneÅŸ santralinin kurulması planlanıyor.
Not: Neyse ki dünkü MGK toplantısında hükümet yetkilileri bu mesele hakkında da konuÅŸmuÅŸlar. Umarız verilen sözler kısa sürede tutulur ve planlar hemen uygulamaya konur çünkü ülkemizin en büyük zenginliklerinden birisi uranyum deÄŸil, güneÅŸ.Â